Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında yürütülen soruşturma tutuklamayla sonuçlandı. Görevden uzaklaştırma sonrası başkanvekili seçimi süreci başladı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) meclis üyelerinden bir kısmının Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) saflarına geçtiği iddia edildi. Oy dengesi 21 e 21 seviyesine geldi. Dördüncü turda Dündar Ziya Gültekin 23 oyla başkanvekili seçildi.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik süreci savcıların ve valiliğin kazandığı şeklinde değerlendirdi. Meclis üyelerine yönelik baskı ve tehdit iddiaları dile getirildi. Sibel Tan Çetinkaya önceki turda CHP adayı olarak öne çıkmıştı. YENİ Parti de yaşananları hırsızlık olarak niteledi. Tutuklamaların oy kullanmayı engellemek amacıyla yapıldığı öne sürüldü. Makalede süreç ayrıntıları siyasi tepkiler hukuki boyut ve yerel yönetim etkileri incelenecektir. Yaşananlar yalnızca bir ilçe meclisi meselesi olmaktan çıkıp genel demokrasi tartışmasına dönüşmüştür.
Belediye meclisinde oy dengesinin değişim süreci
Sinem Dedetaş 2024 yerel seçimlerinde Üsküdar’ın ilk kadın belediye başkanı olmuştu. Yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde usulsüzlük iddialarıyla soruşturma açıldı. Rüşvet irtikap ve örgüt kurma suçlamaları yöneltildi. Tutuklama kararı sonrası başkanlık koltuğu boşaldı. Meclis başkanvekili seçimi kaçınılmaz hale geldi. İlk turlarda nitelikli çoğunluk sağlanamadı.
Üsküdar meclisinde üye tam sayısının üçte ikisi olan 31 oy ilk üç tur için aranıyordu. Dengeler değişince salt çoğunluk yeterli görüldü. Dördüncü turda 23 e 19 sonuç çıktı. AK Parti adayı Dündar Ziya Gültekin görevi devraldı. Dört CHP’li üyenin geçiş yaptığı kamuoyuna yansıdı. Bu geçişler aritmetiği kökten değiştirdi.
Yerel seçim sonuçlarının sandıkta oluşan iradeyi yansıttığı varsayılır. Ancak sonraki yargı süreçleri ve üye hareketlilikleri tabloyu değiştirmektedir. Seçmen tercihinin korunup korunmadığı sorusu öne çıkmaktadır. Meclis üyelerinin iradesinin serbestçe oluşup oluşmadığı tartışılmaktadır. Şeffaflık eksikliği güveni sarsmaktadır. Süreç zabıtlarla kayıt altına alınsa da algı yönetimi farklı işlemektedir.
Sektörel açıdan belediye hizmetlerinin aksamaması beklenir. İmar ruhsat işleri personel atamaları ve bütçe kalemleri yeni yönetimle yön değiştirebilir. Müteahhitler ve vatandaşlar belirsizlik yaşamaktadır. Yatırım kararları ertelenebilir. Personel moral ve motivasyonu etkilenebilir. Kurumsal hafızanın korunması önem taşır.
Siyasi aktörlerin değerlendirmeleri ve kamuoyu tepkisi
Özgür Çelik meclis üyelerinin sırf oy kullanamasınlar diye tutuklandığını savundu. Transfer edilen üyelerden birinin Adalet Bakanlığı üzerinden vaat aldığı iddiası ortaya atıldı. Ahmet Başbaydar örneği üzerinden oğlunun yurda dönüşü karşılığı oy sözü verildiği konuşuldu. Bu tür iddialar henüz yargı önünde netleşmemiştir. Ancak siyasi atmosferi germektedir. Karşı taraf iddiaları reddetmektedir.
CHP sözcüleri seçilmiş başkanın görevden alınmasını demokratik teamüllere aykırı bulmaktadır. AK Parti ise yargı sürecinin bağımsız işlediğini ve yolsuzlukla mücadele edildiğini belirtmektedir. Her iki taraf da kendi tabanına mesaj vermektedir. Sokak protestoları belediye önünde düzenlenmiştir. Medya organları olayı farklı çerçevelerle sunmaktadır. Kutuplaşma dili yumuşamamaktadır.
Üsküdar gibi sembolik ilçelerde yaşananlar ulusal siyaseti de etkilemektedir. Cumhurbaşkanlığı konutunun bulunduğu ilçe olması dikkat çekmektedir. Yerel bir meselenin milli gündeme taşınması tesadüf değildir. Parti genel merkezleri süreci yakından izlemektedir. Benzer soruşturmaların başka CHP belediyelerinde de yürüdüğü hatırlatılmaktadır. Bu durum muhalefette tedirginlik yaratmaktadır.
Kamuoyunun bir kesimi yolsuzluk iddialarının soruşturulmasını doğal karşılamaktadır. Diğer kesim ise zamanlamanın siyasi olduğunu düşünmektedir. Seçilmiş iradenin yargı yoluyla tasfiye edildiği algısı güçlenmektedir. Bu algı demokrasi kalitesine zarar verir. Hukukun üstünlüğü ilkesi herkes için eşit uygulanmalıdır. Aksi halde kurumlara güven azalır.
Vatandaşlar hizmetlerin devamını öncelikli görmektedir. Siyasi çekişmenin günlük işleri aksatmaması beklenir. Park bahçe temizlik ulaşım gibi temel hizmetlerde kesinti olmaması gerekir. Personelin tarafsız çalışması sağlanmalıdır. Yeni başkanvekilinin ilk icraatları yakından izlenecektir. Şeffaf mali yönetim talebi artacaktır.
Hukuki süreç ve yerel yönetim ilkeleri
Tutuklama kararları Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilmiştir. Savcılık dosyasında somut delil iddiaları yer almaktadır. Savunma tarafı ise siyasi saik olduğunu öne sürmektedir. Yargılama sonuçlanmadan kesin hüküm kurulamaz. Masumiyet karinesi geçerlidir. Ancak fiili sonuç yerel yönetimde değişimdir.
Belediye Kanunu meclisin işleyişini düzenler. Başkanın hukuki engel halinde vekilin seçilmesi öngörülür. Üye tam sayısına göre yeter sayı değişir. Bu teknik kurallar siyasi sonuç doğurmaktadır. Kanun boşluklarının doldurulması yorum meselesidir. Yargı denetimi her zaman açıktır. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolu durmaktadır.
Demokrasi yalnızca sandık günüyle sınırlı değildir. Seçilmiş organların görev süresi boyunca iradesinin korunması gerekir. Üye transferleri yasal olsa da etik tartışma yaratır. Seçmen o partinin listesine oy vermiştir. Sonradan yapılan geçişler vekâlet ilişkisini zedeler. Parti disiplini ile vicdani oy arasında gerilim oluşur.
Uluslararası yerel yönetim ilkeleri şeffaflık hesap verebilirlik ve katılımı öne çıkarır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı bu değerleri vurgular. Türkiye’nin taraf olduğu belgeler iç hukukta dikkate alınmalıdır. Uygulama ile taahhüt arasındaki fark eleştiri konusudur. İzleme kuruluşları raporu güncelleyecektir. Kamuoyu bu raporları takip etmelidir.
Önlem olarak meclis üyeliklerinin devri sıkı şartlara bağlanabilir. Gizli oy yerine açık oy tartışması yapılabilir. Tutuklama tedbirinin seçilmişler için son çare olması ilkesi güçlendirilebilir. Yargı bağımsızlığı görünür kılınmalıdır. Siyasi partiler iç demokrasiyi işletmelidir. Bu adımlar benzer krizleri azaltır.
Yerel demokrasinin geleceği ve atılması gereken adımlar
Üsküdar örneği diğer büyükşehir ilçeleri için emsal oluşturabilir. Benzer soruşturmaların artması halinde meclis aritmetikleri sık değişebilir. Seçmen iradesinin sürekliliği sorunu kronikleşir. Bu durum yerel hizmetlerde istikrarsızlık yaratır. Yatırımcı güveni sarsılır. Uzun vadeli planlar yapılamaz.
Siyaset kurumunun kendini yenilemesi gerekmektedir. Aday belirleme süreçleri liyakate dayanmalıdır. Parti içi hesap verebilirlik mekanizmaları kurulmalıdır. Seçilmişlerin yargı karşısında ayrıcalığı olmamalıdır. Ancak yargı da siyasi araç haline gelmemelidir. Denge ve denetim ilkesi yaşatılmalıdır.
Medya organları olayı yalnızca parti gözlüğüyle sunmamalıdır. Vatandaşın bilgi alma hakkı objektif haberle karşılanmalıdır. Sosyal medya spekülasyonu yerine resmi belgeler esas alınmalıdır. Sivil toplum kuruluşları gözlemci sıfatıyla süreçleri izlemelidir. Üniversiteler yerel demokrasi üzerine araştırma üretmelidir. Bilimsel veri polemiğin önüne geçebilir.
Hukuk devleti ilkesi herkes için aynı şekilde işlemelidir. Soruşturmalar hızla sonuçlandırılmalı ve gerekçeler kamuoyuna açıklanmalıdır. Beraat edenlerin itibarı iade edilmelidir. Mahkûm olanlar cezalarını çekmelidir. Bu netlik spekülasyonu bitirir. Toplum vicdanı ancak böyle rahatlar.
Yerel yönetimlerde katılımcı bütçe ve şeffaf ihale uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır. Dijital meclis yayınları zorunlu hale getirilebilir. Vatandaşın soru sorma hakkı genişletilmelidir. Seçilmişlerle seçmen arasındaki bağ güçlendirilmelidir. Ancak bu şekilde demokrasi cinayeti metaforu yerine sağlıklı işleyen kurumlar konuşulur. Üsküdar deneyimi bütün Türkiye için ders niteliği taşımalıdır.
